Avishai Cohen - Seven Seas - 2011


   folkcaz denen şey baya handikaplı bir mevzu. genelde tam bir ayar tutturamama söz konusu oluyor nedense. ya etnik bir head yazıp standart tadında parça yapmak gibi abuk, ya da folk bir parçayı alakasız eğreti jazzy sololarla süslemek kadar subuk bir şey oluyor benim anladığım. bu dediklerimin hiçbiri bu albüm için geçerli değil kesinlikle. zaten albüm bunları sorgulatmadan dinletiyor kendini. orta doğu ruhunu muazzam bir şekilde temsil eden bir kayıt. yerel hissiyatların bu kadar başarılı bir şekilde modern formlarla evrensel notalara dökülebilmiş olması gerçekten heyecan verici. sanırım bir müzisyene karşı bende en çok saygı uyandıran şey de bu, yani evrensel olanı bilme ve kendini ait hissettiğin toprakları, kültürü, kimliği onun üzerinden anlatabiliyor olma, bunu bir gerek olarak görme hali. her ne kadar bambaşka hissiyatları temsil etseler de, anlatım ve form olarak iskandinav cazıyla benzeştirebileceğim bir albüm. gerçekten çok başarılı. üç beş aydır elimde olmasına rağmen hâla her seferinde hayranlıkla dinlediğim bir kayıt. özellikle şu sıralar benim için duygusal olarak çok fazla şey ifade eden bir albüm.
    avishai cohen israil kibbutzlarından gelme. müzikal bir ortamda yetişmiş. 92de new yorka yerleşmesiyle beraber uluslararası kariyerinin ilk adımını atar. 96da chick corea tarafından o zamanki sexteti origin'e davet edilmesi ve 2003e kadar süren chick corea serüveninin ardından tamamen kendi işlerine yoğunlaşmış durumda. geçtiğimiz onüç senede oniki albüm çıkaracak kadar da üretken bir besteci. modern cazı yeniden tarifleyebilen çağdaş bir müzisyen. an itibariyle zaten dünyanın en kendine has müzisyenlerinden biri olduğu bilinmekte.
    seven seas bu kış yayınlandı, son albümü. kesinlikle öneriyorum. about a tree ve two roses favorilerim, dinlediğinizde sanki bu şarkıları önceden de dinlemişsiniz gibi hissediceksiniz. müzikal olarak ortak duyguları anlatıyor. halah inanılmaz, sonundaki sax solo net olmuş. ani aff'taki üflemeli partisyonları çok avant-garde. adam gerçekten yapmış ya doğu-batı sentezini. alkışlıyoruz. 


rar-password : cazadam.blogspot

Critters Buggin - Guest - 1994


    critters buggin, matt chamberlain ve skerik tarafından kurulur. 93 başında brad houser gruba katılır. grup bir süre trio olarak takılmışsa da çeşitli müzisyenlerle albümler çıkartmaya, turnelemeye devam eder. 98'de mike dillon dördüncü eleman olarak ekibe dahil olur. son albümleri 2004te yayınlandı, bir de 2009da yayınlanan 95'Seattle konserleri mevcut.
   guest, ekibin ilk yayınladığı albüm. jazz, rock karışımı, bazen funky, oldukça deneysel bir albüm. özellikle sax efektleri ve looplar bence oldukça başarılı kullanılmış. zaman zaman folk melodiler de duymak mümkün. genel olarak bol tekrarlı dört kişilik tren müziği diye tarif edebilirim. shag ve kickstand hog oldukça başarılı. t ski ise tam bir caz-rock-pornosu.

matt chamberlain : drums
brad houser : bass
skerik : saxophone, guitar
john bush : percussion, loops


rar-password : cazadam.blogspot

Wes Montgomery - The Incredible Jazz Guitar - 1960


    rivayete göre, geceleri evde çalışırken, karısı ve çocuklarını uyandırmamak için "geliştirmek zorunda kaldığı" parmak tekniğiyle caz gitar tarihde kalıcı bir tekniğe imzasını atan wes montgomery'den 60 basımlı efsane albüm. tarihin en iyi caz gitar albümlerinden bir tanesi. 

iki adet kaliteli kritik :    allmusic    allaboutjazz

rar-password : cazadam.blogspot

Skalpel - Polish Jazz EP - 2000


    skalpel polonya'dan. grubu, marcin cichy ve igor pudlo adlı iki dJ/muzisyen/produktor oluşturuyor. denilene göre eski polonya cazının karizması ve gizemini modern bir şekilde işliyorlar. 2000 yılında çıkardıkları bu demo albüm sayesinde "ninja tune" ile sözleşme imzalayabildiler. zaten albümün girişi tam bi röportaj. özellikle "tension" ve "sound sculpture" çok iyi parçalar.

download
rar-password : cazadam.blogspot

Nik Bärtsch's Ronin - Holon - 2008


     isviçreli piyanist nik bartsch'ın ronin adlı projesi, son zamanlarda duyduğum en çağdaş soundlardan diyebilirim. hatta son zamanlarda duyduğum için üzgünüm de, çünkü 10 seneye yakın bir müzik geçmişleri var. baştan söyleyeyim, bu albümde öyle efsane jazzy sololar, çılgın akor geçişleri falan yok ama duyacağınız şey gerçekten başarılı bir müzikal yaklaşımın ürünü. müziği kabaca özetlemek gerekirse; komplex ritmik yapılar, tonal katmanlar ve tansiyon almacalar-vermeceler denebilir. tarzları "zen funk" olarak geçmekte, o da neymiş demeyin, albümü dinledikten sonra anlayacaksınız zaten ne demek olduğunu. bartsch, uzun süren müzik eğitiminin yanı sıra felsefe, dil bilimleri ve müzikoloji okumuş bir piyanocu. çok mu abartıyorum bilemedim ama bunu müziğinde de görmek mümkün. "modul 46" ve "modul 42" başarılı.


 nik bärtsch - piano
 björn meyer - bass
 sha - bass clarinet, kontrbassclarinet, alto saxophone
 andi pupato - percussions
 kaspar rast - drums

rar-password : cazadam.blogspot